EFC Modeli ve duygusal dönüşüm yaklaşımımız
Emotion Friendly Communication (EFC), Emotion Coaching yaklaşımının; nörobilim, pozitif psikoloji ve sosyal-duygusal öğrenme temelli yaklaşımlarla bütünleştirilmesiyle geliştirilmiş özgün bir iletişim modelidir.
Yani davranışı düzeltmeden önce duyguyu anlamak gerekir. Çünkü her davranışın altında karşılanmamış bir ihtiyaç, yoğun bir duygu ya da düzenlenmemiş bir iç süreç bulunabilir. EFC modeli bireylerin, öğretmenlerin, ebeveynlerin ve liderlerin iletişim dilini dönüştürmeyi hedefler.
Kişilerin kendilerini yargılanmadan ifade edebildikleri güvenli ilişkiler kurmak.
Duyguları tanıma, isimlendirme ve ifade etme becerisini artırmak.
Öfke, kaygı, korku, hayal kırıklığı gibi yoğun duygularla baş edebilme kapasitesi geliştirmek.
Bağırma, içe kapanma, saldırganlık, kaçınma gibi tepkisel örüntüleri dönüştürmek.
Empati, sınır koyma, aktif dinleme ve karşılıklı saygı kültürü geliştirmek.
EFC yaklaşımı bireyin duygusal kapasitesini artırarak yaşam kalitesini yükseltir. Sağladığı somut kazanımlar:
Kişi ne hissettiğini ve neden böyle hissettiğini anlamaya başlar.
Duygular tarafından sürüklenmeden dengeye dönebilir.
Hayatın zorlukları karşısında kırılmadan uyum sağlayabilir.
Daha sakin, anlayışlı ve yapıcı ilişkiler kurabilir.
Kendisiyle daha sağlıklı bir iç ilişki geliştirir.
Duygusal olgunluk, bireyin yaşamındaki tüm alanlara yansır.
Eğitim ortamlarında duygu dostu yaklaşım yalnızca davranış yönetimi değil, öğrenme iklimi tasarımıdır.
İş dünyasında insan davranışı; motivasyon, aidiyet, iletişim ve psikolojik güvenlik üzerinden şekillenir. Bu nedenle duygusal zekâ temelli kurumlar daha dayanıklıdır.
Yapay zekâ çağında bilgiye erişim kolaylaşmıştır. Ancak insanı insan yapan beceriler daha kıymetli hale gelmiştir:
Bu nedenle geleceğin başarılı bireyleri, güçlü okulları ve sürdürülebilir kurumları; yalnızca zeki değil, duygusal olarak da yetkin olanlardır.
Emotion Coaching Türkiye Enstitüsü olarak amacımız; bireylerin, ailelerin, okulların ve kurumların duygusal kapasitesini güçlendirmek; daha sağlıklı iletişim kültürleri oluşturmak ve toplumsal iyileşmeye katkı sunmaktır. Çünkü inanıyoruz ki:
Eğitimlerimize katılan paydaşlarımızın deneyimleri.
EC eğitimini almam kişisel gelişimime katkı sağlamasının yanı sıra mesleki anlamda da bakış açımda olumlu değişikliklere katkı sağladı. Birlikte çalıştığım öğretmen arkadaşlarımın geri bildirimlerinden bunu daha fazla hisseder oldum. ‘Pamuk gibi oldunuz. Ne desek olabilir, belki şöyle de düşünebiliriz... gibi konuşuyorsunuz.’ şeklinde geri bildirimde bulunuyorlar. Ben kendimde de fark ediyorum bir durum karşısında daha detaylı düşünüp dikkatli konuşur olmaya başladım.
Eğitim sayesinde hem kendi iç dünyama hem de çevremdeki insanlara karşı farkındalığım derinleşti. Bu süreç, önce kendime, sonra yakın çevreme ve dolaylı yoldan ulaştığım diğer insanlara fazlasıyla fayda sağladı. Eğitim sürecinde, duygularımızın bizim bir parçamız olduğunu ve onları ifade etmekten korkmamamız gerektiğini bir kez daha anladım. Duygularımızı bastırmak yerine anlamayı, kabul etmeyi ve onlara kulak vermeyi öğrenmek, yaşamı daha anlamlı ve zengin kılan bir yolculuk oldu. Bu yolculuk bana, duyguların birer yük değil, aslında birer güç olduğunu gösterdi. Bu değerli farkındalığı kazanmış olmanın mutluluğu tarif edilemez. Bana bu yolu açtığınız ve rehberlik ettiğiniz için size yürekten teşekkür ederim. Paylaştığınız bilgiler, içtenliğiniz ve kattığınız değerler benim için çok kıymetliydi. İyi ki varsınız.
Çocukken hayatıma bu yaklaşımı bilen bir öğretmen veya yetişkinin eli değsin çok isterdim... Kendi eğitim hayatıma baktığımda çok fazla olumsuz diyalogların olduğunu her geçen gün daha iyi fark etmemi sağlayan bu eğitimde, katılımcı olarak yer alan bireylerin hayatlarındaki kişilerin çok şanslı olduğunu ve toplumumuzda süregelen olumsuz diyalogları yaşamayacaklarını bilmek bana güven ve mutluluk veriyor, o yüzden hem bizlere yol gösteren size hem de bu işe gönül veren tüm katılımcılara çok teşekkür ediyorum...
“Ağlanır mı buna? O güzel gözlerini bunun için yorma. Üzme kendini, sen cok değerlisin” derken ne de yalnız bırakıyormuşum meğer çocuğumu. Nalan Hocam’ın içten yorumlarıyla fark ettim bazen susmanın ve bazen sadece sessizce sarılmanın değerini. Artık çocuğum biliyor ki her duygusunda yanındayım. Ben de biliyorum ki duygularımı doğru biçimde davranışa dönüştürebiliyorum. Tüm bunları tek bir dile borçluyum, sevginin dili; Emotion Coaching.
Bu eğitimlerle öğrencinin duygu sistemini harekete geçirmeden verilen davranışların işe yaramayacağını fark ettim. Görmezden gelme, yok sayma, reddetme gibi davranışların öğrenmeye yardımcı olmadığını fark ettim. Kim olursa olsun önce sakince durup o kişiyle empati kurarak düşünmenin sonra harekete geçmenin daha akıllıca olduğunu anladım. Bu eğitimlerin artarak devam etmesini canı gönülden istiyorum. Her şey için çok teşekkür ediyorum.
En yakın eğitim ve etkinliklerimize kayıt olmak için aşağıdaki takvimi inceleyin.
Yaklaşan etkinlik bulunmuyor.
En son haberlerimizi ve duyurularımızı takip edin.